Erdem’in Çığlıkları

   Kim bahşetti bu karanlığı bana?
   Kaygıdan keyif almaya başladım mı dersin?

   “Bu yalnızca tek bir yanağımın yükselişinin samimiyetsizliğine güvenerek, yüreğimin kıyısına bağlı olan zincirlerin sarsılmasını hayranlıkla selamlamak ve hüzünle bükülen dudaklarını hatırlama yolunda hafızamda sadece bir ara basamaktır halbuki.”

   Adeta seni içeren rüyaların karanlık ormanına sevinçle ilk adımlarımı atmak için kurguladığım bir vecd haline dalmak gibi. Ruhunu ulaşabileceğin en eski lahitlerin içine saklamak, kendini Evren’den mümkün olan her türlü yoldan sakınmak gibi…

   -Hakikatten saklanmak gibi.

   “Kargalar” sevgilim, zihnimi tırmalar gibi… Hatıraların nesnelleşmesi bir yana, bu anı her hissettiğimde alenen kısmi bir felç geçirmekteyim üstelik. Benliğimin merkezini birbirine bağlayan bilinçdışı ağlar sabırla örülmüş ve öylece kendi kaderini beklemektedir.

“Salt geometrik, fotografik, somnambulistik…”

   Titreyen ellerim, karşımda duran mumun alevini sinsice söndürebilir. İçimde kontrolsüz bir girdap gibi yükselen bu edilgen enerji, rüyalarımda belleğimi büsbütün işgal eden psişik bir fenomen midir? Pencerenin önünde savrulan bedenim; gözlerimin arka odasında oluşan mülhem görüntülerin aynadan yansıyan ışığın önünü kesmesiyle birlikte aniden irkilir. Bu vesile ile birleştiğimiz tüm kozmolojik hileleri görmezden gelip, bir kez daha tekrar edelim bu enteresan fikri:

   “Anlık oluşan görsel bir iletinin, keskin bir halüsinasyondan ne farkı olabilir?”

   Bu değişim bana yeni bir duyumsa yeteneği verir. Gecenin rengini soğurur derim. Başıboş İskandinav tanrılarını işleyen dengesiz bir kompozisyonun içerisinde sürüklenirken; sonsuz bir okyanusun ortasında mahsur kalmış ve derinlerde yatan o depremi tekrar uyandırabilecek çekingen, çirkef ve adi bir metamorfoz geçirmekteyim. Ancak bir o kadar zihnimin derinliklerinde parıldayan alegori hala çok nettir:

   “Bir karga, bir kahin ve bir kahir…”

   Kulağıma fısıldadığın kehanetler içimdeki tüm yaşamı sömürmeye yemin etmiş, antik bir dil oluşturmaya meyillidir. Elbet kararlı bir büyü, bacağında sonsuza dek bir dövme olarak esir kalmak için adil ve yeterli bir sebeptir. Gerçi bir örümcek zamanın başlangıcından beri, bilhassa bu anı ölümsüzleştirmek için taliptir. Geleceği hatırlamak, insana ilk bakışta pek mümkün görünmeyebilir. -TUHAFTIR- Oysa kehanetler her zaman, tam da unutulduğu esnada gerçekleşir.

   Avuçlarının arasında hızla çarpan yüreğim, benliğime dair bazı ipuçları içerir. Aramızdaki bu ikilik, daha önce hiç şahit olmadığım bir korkuyu dile getirir. Aynada beliren şeytanın bakışları gülümsememe edebi bir son verir. Vakit hesap verme vaktidir.